Facebook artık genç kullanıcılar için çekici değil

Facebook artık gençlerin eskisi kadar havalı buldukları ve vakit geçirmek istedikleri bir yer olmaktan çıkıyor. Bunun sebebi de artık Facebook’un kişilere özel bir alan olmaktan çıkıp etraflarındaki tüm bireylerin var olduğu çok büyük bir ekosisteme dönüşmüş olması. Yani sadece yakın dostlarınızla vakit geçirebildiğiniz bir yer değil artık Facebook; iş arkadaşlarınızla, okul arkadaşlarınızla, müdürünüzle, öğretmeninizle, komşunuzla, aileniz ile bir arada yaşamak zorunda olduğunuz bir yer.

Bu değişim, kişilerin kendi özel alanlarının daraldığı hissini veriyor ve gerçek hayatta da olduğu gibi insanlar bundan huzursuz oluyor, daha geniş özel alanlara sahip olabilecekleri yerlere doğru gidiyorlar. Gerçek hayatta odamıza gidip kapıyı kapatırken, sanal dünyada Facebook’a daha az giriş yapmaya başlıyoruz.

İstatistikler gençlerin Facebook yerine Snapchat gibi, WhatsApp gibi anlık mesajlaşma programlarına yöneldiklerini gösteriyor. Bunun yanında Tumblr da gençlerin yoğun olarak kullandıkları bir başka mecra.

Mark Zuckerberg’in önümüzdeki dönemde çözüm bulması gereken en önemli problemlerden biri, Facebook’u tekrar gençler arasında havalı ve kullanılmak istenen bir platform haline getirmek olacak. Bu problem, yatırımcılar açısından da çok büyük bir önem taşıdığını söyleyebiliriz. Zira, dün gerçekleştirilen 2013 Q3 sonuçlarının açıklandığı yatırımcı toplantısında, Facebook’un CFO’su David Ebersman tarafından söylenen “Günlük ziyaretçilerimizde bir düşüş yaşadık, özellikle genç kullanıcılarımızdan.” cümlesi bir anda Facebook hisselerinin $57.10’dan $47.40’a gerilemesine sebep oldu.

Facebook’un artık genç kullanıcılar için ilgi çekici bulunmadığı, “şu an”da yaşayan kullanıcıların farklı arayışları olduğu konusu, bu yıl İstanbul’da düzenlenen TEDxReset konuşmalarında işlenmişti. Dietmar Dahmen’in bu konudaki konuşması da aşağıda.

Apple’ın ‘Ekim Etkinliği’nden Akılda Kalanlar

Apple’ın son bir kaç etkinliğinde, kişisel olarak özlediğim tek şey şaşırmaktı. Steve Jobs’un CEO koltuğundan inmesinden beri hiçbir ürün lansmanında artık şaşırmıyorduk çünkü ürün / hizmetin tüm detayları haftalar hatta aylar öncesinden internete sızmış oluyordu. Sosyal medya ve diğer internet kaynakları sayesinde bilginin artık elde tutulması imkansız bir şekilde akışkan olduğunu da pek tabii ki öne sürebiliriz.

Dün akşam gerçekleşen etkinliğe gelirken de, Apple’ın yeni nesil iPad ve iPad Mini’yi tanıtacağını hepimiz biliyorduk. Kulislerde iWatch, iTV gibi yeni ürünlerin de tanıtılabileceği konuşuluyordu ancak çok da ihtimal verilmiyordu. Ben de yine baştan sona rutin sürecek bir ürün lansmanı bekliyordum.

Etkinlik, yine Apple’ın o çarpıcı ve göz alıcı istatistikleri ile başladı: Kullanıcılara sunulmasından sadece 5 gün sonra 200 milyon iOS cihazı iOS 7’i kullanmaya başladı. iTunes App Store’da 1 milyon’dan fazla uygulama bulunuyor, şu ana kadar 60 milyar’dan fazla uygulama indirildi. Ve bundan sonra sahneye Craig Federighi çıktı ve OSX Mavericks’i anlatmaya başladı.

OSX Mavericsk

Apple’ın ilk kez geçtiğimiz Haziran ayında duyurduğu Mac’ler için yeni işletim sistemi OSX Mavericks, uzun soluklu “kedi” serisinden (OSX Tiger, OSX Leopard, OSX Snow Leopard, OSX Lion, OSX Mountain Lion) sonra kullanıclara sunulacak olan yeni işletim sistemi. Çok radikal değişiklikler sunmuyordu aslında. Arayüzde kullanıcı deneyimini iyileştirici bir takım geliştirmeler, dosyalara etiketleme özelliği, yeni bir kontrol paneli arayüzü, yeni bildirimler vesaire. 

image

OSX Mavericks’in çıkış tarihi olarak “Bugün” ve fiyat olarak da “Bedava” kelimesini duyduğum zaman gerçek anlamda heyecanlandım. Apple’ın öncü kimliğini yeniden, çok net bir şekilde ortaya koymasının ilanıydı bu. Çünkü günümüz internet kullanıcısı, akıllı telefon ve tabletlerinde alıştığı gibi, kullandığı cihazlardaki işletim sistemlerinin bedava olması gerektiğini düşünüyordu artık ve Apple bunu görmüştü. İşletim sistemini bedava yaparak hem kullanıcıların ilgisini daha fazla çekeceklerdir hem de en son sürüme geçiş oranını radikal olarak arttırmayı başaracaklar (Microsoft’un halen başarmaya çalıştığı en büyük işlerinden biri Windows XP kullanan kitleleri, en son işletim sistemlerine yükseltmeye ikna etmek, ve XP çıkalı 10 yıldan fazla bir zaman oldu!) Bu tam olarak oyunun kurallarını değiştirmek diye tanımlayabileceğimiz bir hareket.

Macbook Pro Serisi

Mavericks’ten sonra yenilediği 13 inch ve 15 inch retina display MacBook Pro ailesini tanıttı. Daha iyi bir işlemci, daha iyi ekran kartları ve daha iyi pil ömürlerine sahip olan bu serilerde aynı zamanda fiyat indirimi de geldi. 13 inch MacBook Pro’lar  $1.299’dan 15 inch MacBook Pro’lar ise $1.999’dan satışa çıkacak.

MacPro

Ardından, “Apple artık inovatif değil” eleştirilerine bir yanıt olarak geçtiğimiz etkinliklerinde tanıttıkları MacPro hakkında daha detaylı bilgiler geldi. Köklü bir şekilde değiştirdiği bu yeni silindir tasarımlı ‘hayvani’ performanslı bilgisayar yıl sonuna doğru $2.999’dan satışa sunulacak.

image

Ofis Uygulamaları

Apple’ın Microsoft’a vurduğu bir diğer sert darbe de ofis uygulamalarından oldu. Tasarımlarını tamamen değiştirdiği ofis uygulamaları iWork, Numbers ve Keynote artık Apple ürünü satın alan herkese bedava olarak sunulacak. iPad ve Mac’lerde bu ürünlerin bedava olarak sunulması çok ciddi ve öncü bir hamle çünkü Microsoft Office ürünleri halen $200 dolar civarında. Mobil için geliştirdiği Office 365 ise senelik $100 dolar üyelik bedeline sahip. Apple tam olarak Microsoft’a canının acıyacağı yerden, yazılım üzerinden darbeler vurdu. Hamle sırası bundan sonra biraz da Microsoft’ta.

iPad Air ve Retina iPad Mini

image

Ve haftalardır beklediğimiz yeni iPad’ler karşımızda. 9.7 inch retina display’e sahip olan bu yeni cihaz sadece 453 gram! iPad Mini’ye benzer şekilde inceltilmiş dizaynıyla beraber; geliştirilmiş A7 işlemcisi, 5 Megapixel kamerası ve 10 saatlik pil ömrüyle gerçekten ağızları sulandırıyor. iPhone 5S’den sonra beklendiği gibi altın rengi versiyonu ve parmak okuma teknolojisi Touch ID ise bulunmuyor. 1 Kasım itibariyle $499 (Wifi) ve $629 (Wifi + 3G) fiyatlarıyla satışa sunuluyor. Türkiye çıkış tarihi ile ilgili bir bilgi ise bulunmuyor.

Ve son olarak iPad Mini; duyurulan bu yeni versiyonu ile retina display’e kavuşmuş oldu. 

Kapatırken

Uzun zamandır sönük geçen etkinliklere göre fazlasıyla dolu ve fazlasıyla şaşırdığımız bir etkinlik oldu. Apple, tanıttığı yeni bir ürün pazar ile olmasa da, fiyat politikaları ile yine öncü olduğunu kanıtladı. İşletim sistemlerinin paralı olduğu bir dönemin resmi olarak kapanışını yaptı ve ilk hamleyi yapmış olmasının rahatlığı ile köşesine geçti ve rakiplerinin yapacağı hamleleri beklemeye başladı.

Screen Shot 2014-04-13 at 12.51.23

İş yerindeyim.

Şu anda burada kimsecikler yok. Işıklar kapalı. Ortama huzurlu bir grilik hakim.

Dışarıda yağmur yağıyor. Trafikte kalan arabaların korna sesleri kalın çift camın arkasında. Periyodik aralıklarla durağa yanaşan tramvayın anonsları tatlı bir müzik gibi.

Ben kalan işlerin ne olduğunu, neyi nerede bıraktığımı, neye nereden başlamam gerektiğini çıkartmaya çalışıyorum. Her şey fazla karışık geliyor nedense.

Sessizlik, ne kadar güzel ve ne kadar değerli.

İstanbul’da sessizlik ve yağmur, birbirine bu kadar yakışan başka iki kavram yok sanki.

Yandex’ten yeni bir hizmet: Yandex Market

İnternet’ten alışveriş yapan kullanıcıların kararlarında etkili olan en büyük değişken çoğu zaman fiyattır. Bunun nedeni de, alışveriş yapabilecekleri yerli ve yabancı on binlerce değişik alternatif web sayfasına kolayca ulaşabiliyor olmalarıdır.

Alışverişin yapılacağı mecranın seçiminde sitenin güvenilir olması, ürün çeşitliliği, ürün teslim süreçleri ve kullanıcıların yaptıkları yorumlar gibi değişkenler etkin olsa da kullanıcılar günün sonunda düşük fiyatın olduğu internet sitelerine yönelirler.

Bu motivasyon, çok önemli bir ihtiyacı da beraberinde getirmiştir: fiyat karşılaştırabilme ihtiyacı. Ülkemizde de başarılı örnekleri bulunan bu web siteleri (ucuzcu.comcimri.com,akakace.com) kullanıcılara çok az efor sarf ederek herhangi bir ürün hakkında onlarca farklı e-ticaret platformundan kolayca fiyat araştırması yapabilme imkanı tanımaktadır. Böylelikle ortalama bir kullanıcı sadece dakikalar içerisinde satın almayı düşündüğü ürün hakkında kapsamlı bir pazar araştırması yapabilmekte, fiyat ve diğer koşullarda kendi kriterlerine uygun olan alternatifi bulabilme şansına sahip olmuştur.

Rus internet devi Yandex, Türkiye’deki ikinci yaş gününü kutlamasının ardından geçtiğimiz günlerde kendi fiyat karşılaştırma sitesi Yandex Market‘i kullanıcıların hizmetine sundu.

image

Bahsettiğim diğer örnekler ile benzer fonksiyonlara sahip olan sitede şu an için öne çıkan özellikler sade, basit bir arayüz, zengin bir network ve Yandex markasının olumlu algısı olarak gözüküyor.

Google’ın İngiltere’de benzer mantıkla çalışan perakende fiyat karşılaştırma hizmeti ve sigorta fiyatlarını karşılaştırma aracı olduğunu düşündüğümüzde Yandex’in Türkiye pazarında yaptığı bu hamlenin oldukça mantıklı olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’yi, hizmetlerini Rusya dışında test ettiği bir pilot pazar olarak konumlandıran Yandex’in üzerine düşen; yarattığı sisteme dahil olan e-ticaret platformlarını arttırmak ve kullanıcı deneyimini sürekli iyileştirmek olmalı.

Zira şu ana kadar sunduğu faydalar ile (Yandex.Disk, Yandex.Mail vb.) Google’dan tam olarak ayrışamayan Yandex, bu hizmeti ile farklılaşbilir ve bu hizmet sayesinde Türk internet kullanıcılarının günlük hayatına dahil olmayı başarabilir.

Tersine Müşteri Deneyimi

Günümüz dünyasında, tüm markaların ortak bir hedefi vardır: olumlu müşteri deneyimleri yaratmak ve bu deneyimlerin insanlar arasında dolaşarak çok daha geniş kitlelere yayılmasını sağlamak. Bunun için uğraşır, kampanyalar yaratır ve süprizler planlarlar.

Bu haftasonun annem başından geçen öyle bir olayı paylaştı ki benimle, tam da bu müşteri deneyimi ritüellerini düşündüm uzun uzun.

Olay Ümraniye Santral’deki ŞOK dükkanında gerçekleşiyor. Annem, sepetinde zeytinyağlı biber dolması için gerekli malzemelerle kasaya yaklaşıyor. Kasiyer kız “Biber dolması mı yapacaksınız?” diye güleryüzle sorunca annem de “Evet misafirim gelecek” diye cevap veriyor. “Ya ne güzel! Ben anneme bir türlü öğretmedim hep isterim yapsın zeytinyağlı biber dolması ama hiç yapmıyor” diyor annem kasadan geçip dükkandan çıkarken.

Ertesi gün annem, misafirlerini ağırladıktan sonra akşam üzeri elinde bir kutu icinde zeytinyağlı biber dolmalarıyla ŞOK’a gidiyor ve kıza dolmaları hediye ediyor.

Böyle bir müşteri deneyimi hikayesi de, sadece ve sadece Türkiye’de yaşanabilirdi sanırım.