Bir start-up nasıl kurulur?

Gerçek anlamda, inanılmaz bir çağda yaşıyoruz. Saniyeler içerisinde ulaşabileceğimiz bilgilerin sınırı yok ve bu bilgilerin değeri de, bu bilgilere erişim kolaylığı da günden güne artıyor.

Bir beyaz yakalı, gününün büyük bir çoğunluğunu şirkette Excel dosyalarına bakarak geçiriyor gözükse bile, inanın bana zihninin gerisinde bir girişim yapmanın yolunu arar durur. Öğle arasında çay içerken bundan bahseder, internette gödüğü bir makaleyi zihnine not düşerken bunu aklına getirir, önünde kuyruklar oluşan yeni bir dükkanın önünde geçerken “Bunu neden ben düşünmedim?” diye hayıflanır.

Yakın bir zamanda Ata‘nın önerisiyle izlemeye başladığım How to Start a Startup videolarının gerçek anlamda bir hazine olduğunu söyleyebilirim. Jackpot. Define. Paha biçilmez. Hazine.

Okumaya devam et “Bir start-up nasıl kurulur?”

Dijital Pazarlama alanında takip edilmesi gereken 50 KPI

Dijital pazarlamanın devrimsel niteliği, atılan her adımın harcanan her kuruşun etkisini ve geri dönüşlerini somut şekilde takip edebilmekten gelir. Ancak her geçen yıl dijital pazarlama alanında yaşanan gelişmeler, kurulan yeni mecralar, öğrenilmesi gereken yeni terimler beraberinde takip edilmesi gereken yeni metrikleri getirdi.

Doğru ve etkin bir şekilde dijital pazarlama yönetimi, çalışmalara başlamadan önce somut ve ölçülebilir başarı kriterleri koyarak yapılabilir. Slideshare’de rastlamış olduğum aşağıdaki sunumda, dijital pazarlama alanında kendinize hedef belirlerken yararlanabielceğiniz detaylı bir derlemeye ulaşabilirsiniz.

Okumaya devam et “Dijital Pazarlama alanında takip edilmesi gereken 50 KPI”

Mutlu bir gün: İPZ ’14 ve A.L.F.A. Ödülleri

Sektörel konferanslar her zaman için zihin açıcı ve sektör çalışanların bir araya gelmesi için uygun ortamlar sağladığı için katılması keyif veren etkinliklerdir. Günlük hayatımızda hepimiz çok çeşitli haber kaynaklarından güncel haberleri zaten takip etmeye çalışıyoruz ama; rutin işlerimizden kafamızı kaldırıp ofisten çıkmak, ferah bir salonda yüzlerce benzer pozisyonda çalışan insanla beraber olmak, donanımlı konuşmacıların sunumlarını dinlemek, sosyalleşmek ve farklı iş kollarında çalışan insanların deneyimlerini öğrenmek insana kendini iyi hissettiriyor.

Dün İnteraktif Pazarlama Zirvesi, kısa adıyla İPZ 2014’e katılma şansım oldu. Konferansın sloganı ve teması biraz ilginç geldi esasında: “Dijital öldü. Yaşasın dijital.” Yani “Kral öldü, yaşasın yeni kral” gibi bir kalıp kullanılmak istenmiş ama verilmek istenen mesaj çok net değildi gibi geldi bana. Yeni kral kim, mobil mi, sosyal medya mı? Neyse. 🙂 Gün boyunca ağırlıklı olarak dijital pazarlama, sosyal medya pazarlaması, mobil pazarlama, dijital pr gibi oldukça çeşitli konularda sunumlar gerçekleştirildi. Konuşmacılar arasında Shazam, Twitter gibi dijital dünyaya yön veren global firmaların da temsilciler de bulunuyordu.

Konferanstan aklımda yer eden bir kaç noktayı aşağıda sizlerle paylaşmak isterim.

Okumaya devam et “Mutlu bir gün: İPZ ’14 ve A.L.F.A. Ödülleri”

Etkinliğin ardından: Apple Watch gerçekten Mavi Okyanus’a atılan bir adım mı?

Son yılların en büyük Apple etkinliğini geride bıraktık. Peki dün geceden akılda kalan satır başları neler oldu?

Genel

– Nike’tan Apple’ın dijital pazarlamasının başına getirilen Musa Tarık etkisini çok net bir şekilde gösterdi. Özellikle apple.com üzerinden yapılan live-blogging ve genel sosyal medya dokunuşları onun imzasını taşıyordu.

– Etlinlikten beklenti bu kadar yüksek olunca ilgi ve alaka da bir o kadar yüksek oldu. Apple.com ve Apple TV üzerinden yapılan canlı yayının performansı ise bu talebe cevap verebilmekten çok çok uzaktı. Sürekli kopmalar, başa sarmalar, hata vermeler yaşandı. Hatta uzunca bir süre de Çince dublaj yayına yansıdı. Canlı yayın performansı için Apple sınıfta kaldı diyebiliriz.

– Lansmanın başında yayınlanan video etkileyiciydi.

Okumaya devam et “Etkinliğin ardından: Apple Watch gerçekten Mavi Okyanus’a atılan bir adım mı?”

9.9.2014’e 1 kala

Neredeyse bir yıldır beklediğimiz ve Apple tarihinin dönüm noktalarından biri olacak etkinliğe bir gün uzaktayız artık. Söylentiler, haberler, fotoğraflar, videolarla dolu bir gündemin arasından sıyrılıp geliyoruz bu nedenle biraz kafamız dolu açıkçası. Lansman öncesi gizlilik konusunda Steve Jobs dönemini mumla aradığımız su götürmez bir gerçek. En azından 3-4 tane iPhone 6 inceleme videosu seyrettim ben şahsen, bu biraz garip değil mi sizce de?

Tüm bunların üzerine bir de patlak veren iCloud fotoğraf krizi bu büyük etkinliğe girerken Tim Cook’un başına fazlasıyla ağrıttı ve konsantrasyonlarını tamamen bozdu. Apple’ın hisseleri son yıllardaki en büyük düşülerden birini yaşadı. ABD’deki yatırım şirketleri takipçilerine Apple hisselerini elden çıkartarak paraya dönüştürmenin zamanının geldiğini duyurdu zira şirketin büyük bir inovasyon yaparak yükseleceğine pek ihtimal vermiyorlar.

Bu göreceli olarak negatif ortamda bile, Apple’ın şapkasında bizleri şaşırtacak bir kaç hamlesi daha olduğuna inanmak istiyorum. Beni böyle düşündüren şeyler neler mi?

Okumaya devam et “9.9.2014’e 1 kala”

Yeni mekanlar keşfetmek için yeni bir yardımcımız var artık: Zomato

Herhangi bir ürün ya da hizmet ile ilgili arkadaş çevremizin  düşündükleri ve bize verecekleri tavsiyeler bir çok pazarlama aktivitesinden daha önemlidir. Bir adım daha ileri gidersek, o ürün ya da hizmet hakkında bire bir yaşanmış deneyimler, günümüz tüketicisi için en yüksek bütçeli reklam filmlerinden bile daha dikkate değerdir. Sosyal medya, bu tarz deneyimlerin tüm dünyadaki bireyler arasında özgürce akışını sağladığı için bu çapta büyük bir devrim yaratabilmiş, sorunlarımıza çözümler sunabilmiştir.

Artık hayatımızda “Bugün nerede yesek?” sorunumuza, kullanıcıların kendi deneyimleriyle oluşturdukları hikayeleri bir küratör edasıyla derleyerek sunan yepyeni global bir oyuncu var: Zomato. Hem web sitesi hem de tüm platformlar (evet, BlackBerry dahil!) için geliştirdikleri mobil uygulamalar ile Zomato, kullanıcılarına özgün içerik ve bir mekan ile ilgili ihtiyaç duyulabilecek tüm bilgilere kolayca ulaşabilmeyi vaat ediyor.

Siteye girdiğiniz zaman sizi muazzam fotoğraflar ile karşılıyorlar öncelikle. Öyle güzel fotoğraflar ki sizi siteye girmeye, o şehri ve restoranları keşfetmeye teşvik ediyor. Aradığınız mekan ile ilgili; lokasyon, iletişim bilgileri, eve servis opsiyonu, alkol durumu, nargile olup olmadığı, ortalama hesap, ödeme opsiyonları ve WiFi gibi detaylı bilgilere çok kolay ve kullanıcı dostu bir arayüzle saniyeler içerisinde ulaşmanız mümkün. Tüm bunların yanında ek olarak; mekanların menüleri de sitemlerinde kayıtlı. Network’lerinde bulunan tüm mekanların menülerine tek tuşla ulaşabilme imkanı, Zomato’yu diğerlerinden ayıran en önemli özellik bence. Küçük sürprizler ile şaşırtılmayı seviyor olmamız, mekandaki fiyatlar ile afallamaktan hoşlanacağımız anlamına gelmez 🙂

 

Bu önemli fonksiyonel bilgiler, kullanıcılar tarafında oluşturulan özgün hikayeler ile birleştiğinde ortaya çıkan sonuç inanılmaz keyifli, biz okuyucular için de anlamlı ve ilham verici oluyor. Sitenin sosyal ağ dinamiklerinin kuvvetli olması, kullanıcıları özgün içerikler yazmaya teşvik ediyor. Kullanıcılar yazdıkları yorumlara göre rütbeler alıyor, insanları takip edebiliyor, mekanları oluşturdukları özel listelere kaydedebiliyorlar.

Günün sonunda, hepimizin bir hikayesi var ve bu hikayeleri paylaşmak istiyoruz. Her gün daha güzel, daha mutlu hikayeler yaratabilmek için yataktan kalkıyoruz. Bir akşam yemeğini, basit bir tabak yemekten özel bir anıya, dostlarımıza anlatabileceğimiz eşsiz bir öyküye çevirmek istiyoruz.

Zomato‘da gezinirken daha önce hiç gitmediğiniz mekanları keşfedip, kullanıcıların hikayelerini okuyup, yepyeni hikayeler yaratmak için kendinizi motive edeceğinize eminim.

Zira, anlatacak yeni hikayelerimiz varsa eğer, yaşıyoruz demektir.

Apple Türkiye’deki ilk resmi satış noktasını hizmete sundu

Aylardır beklenen gelişme dün gece saatlerinde gerçekleşti ve Apple Türkiye’deki ilk resmi satış servisini hizmete aldı. Artık resmi distribürler dışında direkt olarak Apple’dan satın alma imkanına sahibiz.

Bu gelişme ile birlikte Apple’ın ürün lansmanlarından sonra ilk partide olmasa bile ikinci partide yani hemen hemen Avrupa’nın tümüyle aynı zamanda yeni ürünleri direkt olarak satın alma şansına sahip olacağız. Fiyat konusunda ise çok büyük bir değişiklik olmayacaktır.

Apple Online Store, tıpkı diğer ülkelerde olduğu gibi, belli bir ücretin üstündeki alışverişlerde ücretsiz kargo hizmeti sunuyor. iPhone 5S ve iPhone 5C’ler için tedarik süreci 5-7 gün arasında değişirken Mac ürünlerinde bu süre 1-3 gün arasına düşüyor.

Turkcell, Avea, Vodafone dün akşam gece yarısı etkinlikleriyle iPhone 5S ve iPhone 5C’yi satışa sundu ve fiyatlarını açıkladı, ancak bu da Apple Online Store’un açılış haberiyle biraz gölgede kaldı. Örnek vermek gerekirse GSM operatörlerinde 2.300 TL seviyesinde olan iPhone 5S, Apple Online Store’da 2.100 seviyesinden başlıyor.

Apple’ın ilk mailing kampanyası da gelen kutularımza dün gece düştü. iPhone 5S ve iPhone 5C’yi tanıtan bu mail, aynı zamanda kullanıcılara Apple Online Store’un açılışını ilan etti.

Türkiye, Apple için stratejik önem taşıyan ülkelerden biri, zira çok büyük bir potansiyel taşımaktayız. İlk fiziki Apple Store’unun Zorlu Center’daki açılışını heyecanla beklerken, bu gelişme ile birlikte Apple Türkiye çalışmalarının artık son aşamaya geldiğini ve Türkiye’nin Apple’ın resmi olarak faaliyet gösterdiği ülkelerden biri olduğunu resmen söyleyebiliyoruz.

Darısı iBook Store’un başına 🙂

 

Apple’ın ‘Ekim Etkinliği’nden Akılda Kalanlar

Apple’ın son bir kaç etkinliğinde, kişisel olarak özlediğim tek şey şaşırmaktı. Steve Jobs’un CEO koltuğundan inmesinden beri hiçbir ürün lansmanında artık şaşırmıyorduk çünkü ürün / hizmetin tüm detayları haftalar hatta aylar öncesinden internete sızmış oluyordu. Sosyal medya ve diğer internet kaynakları sayesinde bilginin artık elde tutulması imkansız bir şekilde akışkan olduğunu da pek tabii ki öne sürebiliriz.

Dün akşam gerçekleşen etkinliğe gelirken de, Apple’ın yeni nesil iPad ve iPad Mini’yi tanıtacağını hepimiz biliyorduk. Kulislerde iWatch, iTV gibi yeni ürünlerin de tanıtılabileceği konuşuluyordu ancak çok da ihtimal verilmiyordu. Ben de yine baştan sona rutin sürecek bir ürün lansmanı bekliyordum.

Etkinlik, yine Apple’ın o çarpıcı ve göz alıcı istatistikleri ile başladı: Kullanıcılara sunulmasından sadece 5 gün sonra 200 milyon iOS cihazı iOS 7’i kullanmaya başladı. iTunes App Store’da 1 milyon’dan fazla uygulama bulunuyor, şu ana kadar 60 milyar’dan fazla uygulama indirildi. Ve bundan sonra sahneye Craig Federighi çıktı ve OSX Mavericks’i anlatmaya başladı.

OSX Mavericsk

Apple’ın ilk kez geçtiğimiz Haziran ayında duyurduğu Mac’ler için yeni işletim sistemi OSX Mavericks, uzun soluklu “kedi” serisinden (OSX Tiger, OSX Leopard, OSX Snow Leopard, OSX Lion, OSX Mountain Lion) sonra kullanıclara sunulacak olan yeni işletim sistemi. Çok radikal değişiklikler sunmuyordu aslında. Arayüzde kullanıcı deneyimini iyileştirici bir takım geliştirmeler, dosyalara etiketleme özelliği, yeni bir kontrol paneli arayüzü, yeni bildirimler vesaire. 

image

OSX Mavericks’in çıkış tarihi olarak “Bugün” ve fiyat olarak da “Bedava” kelimesini duyduğum zaman gerçek anlamda heyecanlandım. Apple’ın öncü kimliğini yeniden, çok net bir şekilde ortaya koymasının ilanıydı bu. Çünkü günümüz internet kullanıcısı, akıllı telefon ve tabletlerinde alıştığı gibi, kullandığı cihazlardaki işletim sistemlerinin bedava olması gerektiğini düşünüyordu artık ve Apple bunu görmüştü. İşletim sistemini bedava yaparak hem kullanıcıların ilgisini daha fazla çekeceklerdir hem de en son sürüme geçiş oranını radikal olarak arttırmayı başaracaklar (Microsoft’un halen başarmaya çalıştığı en büyük işlerinden biri Windows XP kullanan kitleleri, en son işletim sistemlerine yükseltmeye ikna etmek, ve XP çıkalı 10 yıldan fazla bir zaman oldu!) Bu tam olarak oyunun kurallarını değiştirmek diye tanımlayabileceğimiz bir hareket.

Macbook Pro Serisi

Mavericks’ten sonra yenilediği 13 inch ve 15 inch retina display MacBook Pro ailesini tanıttı. Daha iyi bir işlemci, daha iyi ekran kartları ve daha iyi pil ömürlerine sahip olan bu serilerde aynı zamanda fiyat indirimi de geldi. 13 inch MacBook Pro’lar  $1.299’dan 15 inch MacBook Pro’lar ise $1.999’dan satışa çıkacak.

MacPro

Ardından, “Apple artık inovatif değil” eleştirilerine bir yanıt olarak geçtiğimiz etkinliklerinde tanıttıkları MacPro hakkında daha detaylı bilgiler geldi. Köklü bir şekilde değiştirdiği bu yeni silindir tasarımlı ‘hayvani’ performanslı bilgisayar yıl sonuna doğru $2.999’dan satışa sunulacak.

image

Ofis Uygulamaları

Apple’ın Microsoft’a vurduğu bir diğer sert darbe de ofis uygulamalarından oldu. Tasarımlarını tamamen değiştirdiği ofis uygulamaları iWork, Numbers ve Keynote artık Apple ürünü satın alan herkese bedava olarak sunulacak. iPad ve Mac’lerde bu ürünlerin bedava olarak sunulması çok ciddi ve öncü bir hamle çünkü Microsoft Office ürünleri halen $200 dolar civarında. Mobil için geliştirdiği Office 365 ise senelik $100 dolar üyelik bedeline sahip. Apple tam olarak Microsoft’a canının acıyacağı yerden, yazılım üzerinden darbeler vurdu. Hamle sırası bundan sonra biraz da Microsoft’ta.

iPad Air ve Retina iPad Mini

image

Ve haftalardır beklediğimiz yeni iPad’ler karşımızda. 9.7 inch retina display’e sahip olan bu yeni cihaz sadece 453 gram! iPad Mini’ye benzer şekilde inceltilmiş dizaynıyla beraber; geliştirilmiş A7 işlemcisi, 5 Megapixel kamerası ve 10 saatlik pil ömrüyle gerçekten ağızları sulandırıyor. iPhone 5S’den sonra beklendiği gibi altın rengi versiyonu ve parmak okuma teknolojisi Touch ID ise bulunmuyor. 1 Kasım itibariyle $499 (Wifi) ve $629 (Wifi + 3G) fiyatlarıyla satışa sunuluyor. Türkiye çıkış tarihi ile ilgili bir bilgi ise bulunmuyor.

Ve son olarak iPad Mini; duyurulan bu yeni versiyonu ile retina display’e kavuşmuş oldu. 

Kapatırken

Uzun zamandır sönük geçen etkinliklere göre fazlasıyla dolu ve fazlasıyla şaşırdığımız bir etkinlik oldu. Apple, tanıttığı yeni bir ürün pazar ile olmasa da, fiyat politikaları ile yine öncü olduğunu kanıtladı. İşletim sistemlerinin paralı olduğu bir dönemin resmi olarak kapanışını yaptı ve ilk hamleyi yapmış olmasının rahatlığı ile köşesine geçti ve rakiplerinin yapacağı hamleleri beklemeye başladı.

Yandex’ten yeni bir hizmet: Yandex Market

İnternet’ten alışveriş yapan kullanıcıların kararlarında etkili olan en büyük değişken çoğu zaman fiyattır. Bunun nedeni de, alışveriş yapabilecekleri yerli ve yabancı on binlerce değişik alternatif web sayfasına kolayca ulaşabiliyor olmalarıdır.

Alışverişin yapılacağı mecranın seçiminde sitenin güvenilir olması, ürün çeşitliliği, ürün teslim süreçleri ve kullanıcıların yaptıkları yorumlar gibi değişkenler etkin olsa da kullanıcılar günün sonunda düşük fiyatın olduğu internet sitelerine yönelirler.

Bu motivasyon, çok önemli bir ihtiyacı da beraberinde getirmiştir: fiyat karşılaştırabilme ihtiyacı. Ülkemizde de başarılı örnekleri bulunan bu web siteleri (ucuzcu.comcimri.com,akakace.com) kullanıcılara çok az efor sarf ederek herhangi bir ürün hakkında onlarca farklı e-ticaret platformundan kolayca fiyat araştırması yapabilme imkanı tanımaktadır. Böylelikle ortalama bir kullanıcı sadece dakikalar içerisinde satın almayı düşündüğü ürün hakkında kapsamlı bir pazar araştırması yapabilmekte, fiyat ve diğer koşullarda kendi kriterlerine uygun olan alternatifi bulabilme şansına sahip olmuştur.

Rus internet devi Yandex, Türkiye’deki ikinci yaş gününü kutlamasının ardından geçtiğimiz günlerde kendi fiyat karşılaştırma sitesi Yandex Market‘i kullanıcıların hizmetine sundu.

image

Bahsettiğim diğer örnekler ile benzer fonksiyonlara sahip olan sitede şu an için öne çıkan özellikler sade, basit bir arayüz, zengin bir network ve Yandex markasının olumlu algısı olarak gözüküyor.

Google’ın İngiltere’de benzer mantıkla çalışan perakende fiyat karşılaştırma hizmeti ve sigorta fiyatlarını karşılaştırma aracı olduğunu düşündüğümüzde Yandex’in Türkiye pazarında yaptığı bu hamlenin oldukça mantıklı olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’yi, hizmetlerini Rusya dışında test ettiği bir pilot pazar olarak konumlandıran Yandex’in üzerine düşen; yarattığı sisteme dahil olan e-ticaret platformlarını arttırmak ve kullanıcı deneyimini sürekli iyileştirmek olmalı.

Zira şu ana kadar sunduğu faydalar ile (Yandex.Disk, Yandex.Mail vb.) Google’dan tam olarak ayrışamayan Yandex, bu hizmeti ile farklılaşbilir ve bu hizmet sayesinde Türk internet kullanıcılarının günlük hayatına dahil olmayı başarabilir.