Şampiyonluğu bekliyoruz.

Uzun zamandır huzurumuz yoktu hiçbirimizin.

Son 3 yıldır neden çektik biz bu kadar? Bunu hak etmek için neyi yanlış yapmıştık? Tribündeki bizler için bu sorunun bir cevabı hiç olmadı. Sadece bayrağın ve armanın peşinden koşuyorduk ve çubuklu forma mutlu olduğu zaman mutlu olabiliyorduk biz.

Geçtiğimiz 3 yılda ara ara hep zihnimde beliriyordu tanıdık görüntüler: Güiza’nın attığı ve 3-4 öne geçtiğimiz ve sonunda 3-5 galip geldiğimiz Buca maçı, heyecanımdan seyredemediğim kendimi arabaya atıp radyodan dinlediğim Karabük maçı (son dakiklarda ileri çıkan Tomiç), stadda son saniyelerde yay gibi gergin kaderine küfür eden insanların arasından merdivenleri inerken gelen golün ardından bayram yerine dönen Gaziantep maçı, Andre Santos’un golü ile öne geçtiğimiz Sivas maçı, Erman Kılıç’ın golleri sonrası artan kalp çarpıntılarım. Tek bildiğim benim, bizim masum olduğumuzdu.

Son şampiyonluğumuzdu.

Kabus gibi günlerin ardından güneş bizim için parlıyor artık. Son 3 senedir biz hep kaybedenlerden olduk belki, ama asla yenilenlerden olmadık. Fenerbahçe bayrağını, çubuklu formanın yüzünü asla yere baktırmadık. Yürüdük, bağırdık (kimsenin bağırmaya cesaret edemediğini bağırdık hatta) ve asla biat etmedik.

Çubuklu formanın şampiyonluk yolunda Antalya’yı geçip hepimizi huzura kavuşturmasına bir adım daha yaklaştığımız bu gecede mutluluk var içimizde. Ve tabii ki dilimizde şarkılar.

Önümüzdeki hafta biz caddede olacağız yine. Üzerimizde formamız, dilimizde şarkılarımız, göğsümüzde gururumuz ve ellerimizde meşalelerimiz olacak.

Şampiyonluğu bekliyoruz.